Eğitim Dersleri

Thomas Alva Edison’un hayatı ve buluşları

Thomas Alva Edison 11 Şubat 1847′de ABD’nin Ohio Eyaletinin Milan kentinde doğdu. Babası Hollandalı bir göçmen, annesi ise iskoçyalıydı. Koltuk tamircisi Samuel Edison’un maddi durumunun bozulması, 7 çocuğunun en küçüğü olan Thomas’ın okul çağına rastladı. Küçük Thomas ailesinin taşındığı Port Huron kasabasında ancak üç ay süren bir öğrenim görebildi. Bundan sonra öğretmen olan annesinin de yardımıyla eğitimini sürdürmeye ve uzun zamandır kafasını meşgul eden bir dizi sorunun yanıtını kendi başına bulmaya çalıştı. Fizik konularına olan ilgisi onu bu tür kitaplara yaklaştırıyor ve deneyler yapmak isteğini körüklüyordu. 12 yaşında trenlerde gazete satıcılığı yapmaya başladığında, tüm kazancını ufak tefek deney araçlarına yatırmaya başladı, ilk girişimi, yaptığı basit bir baskı makinesi ile küçük bir gazete çıkarmak oldu. Bu yıllarda küçük Edison’un yakalandığı kızıl hastalığı onun yaşamı boyunca bir kulağının sağır kalmasına neden oldu. 15 yaşından sonra çeşitli kentlerde telgrafçılık yapmaya başladı, kalan boş zamanlarını deneyler yaparak geçiriyordu. Boyuna okuyor, okudukça kafasındaki sorular artıyor, deneylere daha bir hızla sarılıyordu. Bu çaba ilk ürününü 1868 yılında verdi: 21 yaşındaki bu genç araştırmacı bir elektrikli kaydedici bulmuş ve ilk patentini almıştı. Bu buluşu Edison’a yeni araç gereç için para ve güç sağlamıştı. Elde ettiği gelirle açtığı atölyesinde daha iyi olanaklarla daha verimli çalışmaya başladı. Yeni yeni buluşları birbirini izledi. Telgraf makinesini geliştirerek, bir hat üzerinde iki, hatta dört telgrafın birden çekilmesini sağlayan bir aygıt yaptı ve bunun kitlesel üretimine geçti.

Bir süre sonra New Jersey’e giden Edison, burada, daha geniş bir laboratuvar kurdu (1876). ‘ Yaptığı” bir alıcıyla telefonun, özellikle de Graham Bell’in telefonunun daha yaygın kullanılmaya başlamasını sağladı. Bir süre sonra da Mors telgrafına ses alıcı bir araç ekleyerek telgrafın daha pratik bir duruma gelmesini sağladı. 1877 yılında, Thomas Alva Edison, basında büyük yankılar uyandıran ve onun ününü dünyanın dört bir yanına yayan büyük buluşunu gerçekleştirdi: fonografı buldu. Halk konuşan makine adını taktığı bu buluşu büyük bir şaşkınlık ve sevinçle karşıladı. Büyük dahi sesleri kaydedip istendiğinde dinletebiliyordu. Yıllar sonra Alman Emile Berliner (1851-1929), sesi ayrı bir plağa alarak bunu bir makineyle çalmayı başardığında bugünkü gramofonu bulmuştu, ama bu buluşun öncüsü kuşkusuz ki Edison’du. Edison daha sonra büro konuşmalarında kullanılan aleti buldu,- buna Edifon dendi.

Edison, en önemli ve belki de insanlık için en yararlı buluşunu 21 Ekim 1879′da gerçekleştirdi. Uzun zamandan beri tüm çabalarını yoğunlaştırdığı bir çalışması ürün verdi: Bu elektrikle ışık oluşturmak ve gece olunca sokakları, evleri, kısaca insanları aydınlatmak çabasıydı. Edison, havası alınmış cam ampul içine kömürleşmiş bir yün iplik kümesi koydu ve buna elektrik akımı verdiğinde, bu ipliğin yandığını ve çevreyi aydınlattığını gördü. Başarmıştı! ilk ampul ancak 40 saat yanabildi. Böylece elektrik ampulunu bulan Edison yardımcılarıyla birlikte yıllarca çalışarak daha  uzun yanabilen yeni ampuller ve bu ampullere yerleştirilecek kömürleşmiş lifler yaptılar. Bunu sürekli elektrik akımı sağlayan dinamonun yapılması izledi. Edison ve arkadaşları 1882 yılında New York’ta ilk elektrik santralını kurdular ve ilk kez blok apartmanları aydınlattılar. , Bundan sonraki on yıl içinde daha da hızlanan çalışmalar, başarıları da birbiri arkasına sıralıyordu: Üç telli elektrik dağıtım sistemi, yeraltı kabloları, elektrik motorları, yük ve yolcu taşıyan elektrikli trenler, yeni tip bir pil, demir filizlerinin yoğunlaştırılmasında kullanılan bir yöntem ve denizcilikte kullanılan pek çok araç gereç bunların arasında sayılabilir. 1891 yılında bulduğu kinetoskopik kamera bugünkü sinema makinesinin doğuşunu hazırladı. Bu gözlendiğinde, bir film bandı üzerine alınmış resimlerin hareketli olarak görülmesini sağlamıştı. Hareket halindeki tren ve gemiler arasında telgraf sinyalleri gönderme yöntemini bulan, fenolün ve daha başka kimyasal maddelerin yapımı için çalışan da Thomas Alva Edison‘du. I. Dünya Savaşı sırasında “Naval Consulting Board’u (Donanma Danışma Kurulu) kuran ve başkanı olan Edison böylelikle “beyin takımf’ndan yararlanmanın da öncülüğünü etmişti. Bu dönemde Edison’un en çok üzerinde durduğu konu Almanların “U-Boat”lar (Cep Denizaltıları) aracılığıyla Kuzey Atlantik’te yarattıkları tehlikeye karşı koyacak bir çare bulmaktı. Edison bu alanda da çok önemli araştırmalar yaptı, fikirler geliştirdi. Ne var ki ortaya attığı birçok fikir zamanının oldukça ilerisindeydi ve bir türlü uygulama olanağı bulunamadı. Edison’un önerdiği çareler arasında günümüzde denizaltıların yerini saptamakta çok başarıyla kullanılan

ultra-duyarlı-mikrofonlar da bulunmaktaydı. Savaş sonrasında bilimsel araştırmaların hızı azalmıştı ancak Edison ara vermeden çalışmalarını sürdürüyordu. Günde 20 saat çalıştığı oluyordu.

Ne zaman emekliye ayrılacağını soranlara “ölümünden bir gün önce” diye cevap veriyordu. Yaratıcılığını dehadan çok emeğe bağlıyordu. Kaldı ki Edison’a göre “deha, yüzde bir esinlenme, yüzde doksan dokuz terleme”den başka bir şey değildi. Nisan 1928′e, yani 81 yaşına kaçlar süren 50 yıllık çalışması süresince bıkıp usanmadan araştırmalar yapan bu büyük bilgin 1000′den çok buluş gerçekleştirerek insan yaratıcılığının en güzel örneklerinden birini verdi. 18 Ekim 1931′de West Orange’da hayata gözlerini yumduğunda, onu yüzyıllar boyu yaşatacak capcanlı, ışıl ışıl anılar bıraktı geride kaydederken diğeri dinletiyordu. Ses diyaframı titretince de bu levhaya geçiyordu. İğne başa alınıp ters yönde döndürülünce de daha önce yaptığı girinti çıkıntılarda yol alan iğne diyaframı titreterek sesi meydana getiriyordu.

Bu buluştan yıllar sonra Alman mühendis Emile Berliner ilk çağdaş gramofonu yaptı; sesi bir plağa alarak bunu bir makinede çalmayı başardı. Berliner, Edison’un silindiri yerine disk biçimindeki plakları geliştirdi. Bu disk üzerinde çalışan Berliner, daha sonraları cam üzerine asit kullanarak kayıtları almayı başardı. Bunu çinko plaklar izledi. 1925 yılına gelinceye kadar gramofon hep kayıtların doğrudan doğruya ses dalgalarının mekanik olarak alınması esasına göre yapıldı.

1900′lerde bu aygıtlar tüm Avrupa’ya yayıldı. Şarkıcılar, müzik toplulukları plaklar doldurup daha geniş dinleyici kitlesine seslenmeye başladılar. İnsanlar seslerle- kentlerin, daha sonra da kıtaların birbirine yaklaştığına adım adım tanık oldular. 1925 yılını izleyen gelişmeler mekanik ses kaydı yerine elektrikli ve manyetik ses kayıt yöntemlerini geliştirdi.

Işıl ışıl aydınlanmasından tam yarım yüzyıl sonra 1931 yılının 18 Ekim günü New York üzgün, yas tutuyor, çünkü büyük bilgin Edison öldü.


Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum Yaz

Daha fazla Bilgi Deposu, Biyografi, Kategorisiz
Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1889-1974), II. Meşrutiyet döneminde edebiyata giren ve Fecr-i Ati topluluğuna katılan Cumhuriyet dönemi Türk romanının önemli adlarındandır....

Teleks Makinesi

1920'lerde telgrafın yetersiz kaldığı noktalarda boşluğu başarıyla dolduran teleks, teknolojik ilerlemeden ötürü yerini çok daha hızlı iletişim araçlarına bırakmışsa da...

Köşeli Parantez

Ayraç içinde ayraç kullanılması gereken durumlarda yay ayraçtan önce köşeli ayraç kullanılır. Edebiyatımızda deniz temalı yapıtlarıyla tanınan Halikarnas Balıkçısı [Cevat...

Kapat